SOUTHGATE XIII

Dün heyecan dozu yüksek bir yarı final maçı izledik. İngilizler Trepier’in müthiş frikik golüyle öne geçmelerine rağmen Hary Kane’in belki de kariyerinin en kötü maçını oynaması ve defansın müthiş hataları yüzünden Hırvatları durduramadılar. Elbette teknik adam Southgate’in de Hırvatların işini kolaylaştırdığını söylemek lazım. Peki futbolun beşiği, dünyanın en iyi liginin sahibi İngiltere neden Dünya Kupası’nda hep hüsrana uğruyor?

Sorun takımlarda desek bu adamlar 1998’de Becham’lı, Scholes’lu, Owen’lı, Shearer’lı rüya takımla da; 2010’daki Rooney’li, Gerard’lı, Lampard’lı takımla da başaramadılar. İngilizler bu dünya kupasına ise genç ama her türlü senaryoya uygun bir takımla katıldılar. Özellikle İngilizlerin Kane, Vardy, Rasford gibi üç önemli forvetinin olması diğer takımlar için büyük bir lüks, çünkü çoğu 30 yaş üstü forvetlerle oynamak zorunda kaldı. Demek ki sorun hiçbir zaman kadro olmadı, olamazdı da. Bizim aksimize futbolda altyapıya önem veren bir ülkeden bahsediyoruz. Peki o zaman sorun ne?

Basit; teknik adam. İşte İngiltere’nin hiçbir zaman bu lüksü olmadı. Roy Hodgson’lı gülünç bir dönemden sonra İngilizler Gareth Southagate’e iki kere milli takım teknik adamlığı teklif etti, ama kendisi hazır olmadığı gerekçesiyle reddetti ve üçüncü de kabul etti artık.  Bana sorarsanız hala hazır değil. Gerek turnuvada 3-5-2 gibi riskli bir formasyonda ısrar edişi olsun, gerek Sterling’den son ana kadar vazgeçmeyip Rashford gibi çok daha iyi bir oyuncuyu kullanmaması olsun, gerek kritik anlara müdahale edemeyişi olsun pek çok yönden sınıfta kaldı Southgate. En önemlisi de İngiltere hiçbir zaman bir takım gibi oynayamadı. Zaten ben bir milli takımda ilk buna bakarım. Yarı finale kadar ”bal” faktörü sayesinde çıktılar.

Başlık aslında tam 13 dünya kupasıdır aynı öyküyü yaşan İngiliz Milli Takımına bir atıf. İyi kadro, kötü teknik adam. Kötü bir öğretmen potansiyeli olan bir sınıfı alırsa ne olur? Küçüklüğünden beri Premier Ligi’ni seyreden biri olarak her Dünya Kupası bu duruma üzülüyorum, ama kötü olan kanıksadık artık. Espriler bile komik gelmiyor. Yapılacak şey basit aslında, ama İngilizler Merlin’in bir hasmının kara büyüsüne mi yakalandı dersiniz? Bir sonraki Dünya Kupası’nda görüşmek üzere.